İhracata Giden Yol 

Bir zamanlar ihracat ithalat işleri neredeyse iş insanlarının gireceği bir korku tüneli gibi görülürdü. İthalatçı ve ihracatçı belgeleri ayrı ayrı alınır, ithalatçı belgesinin üzerine ithalatı yapılacak malların tarife numaraları yazılır, ihracat yaptığımızda mal karşılığı gelecek dövizlerin telaşı yaşanırdı. Üç beş dolar yüzünden, kambiyo suçu işlemiş sayılıp mahkemelere düşen çok iş insanı olmuştur.Bu yazımızda her ne kadar ülkemizin hayat damarlarından biri olan ihracat penceresinden bakmaya çalışacaksak da, bu yazılanlar bir kısmına madalyonun arka tarafından bakıldığında, ithalat uygulamalarının görülebileceğini de hatırda tutmak gerekir. 

Rahmetli Turgut Özal ile başlayan değişme dönemlerinde, biz iş insanlarını en derinden etkileyen olaylardan birisi de Türk Parasını Koruma Hakkındaki Kanun çerçevesindeki 32 sayılı karara getirilen değişikliklerdi.Sonraki hükümetler döneminde de dış ticaret yapma gittikçe kolaylaştırıldı. “ İhracatçı veya ithalatçı nasıl olunur “ sorusunun cevabı bile anlamsız kaldı. Zira bugün, isteyen her ticaret veya sanayi erbabı bu işleri yapabilir duruma geldi. İhracat bedelleri dövizlerin yurda getirilmesi konusu ise şimdilerde neredeyse, değil mahkemelik olmak, niye getirmedin diye kimsenin sormadığı bir konu haline geldi. Bu nedenden dolayı kambiyo suçu diye de bir şey kalmadı.

Biz de tüm bu değişikler olurken, dünya da yerinde durmuyordu doğal olarak. Dış ticaret gittikçe farklı bir kılığa bürünüyor ve çalışma tarzları, kurallar ve bilgiye erişim büyük değişiklikler yaşıyordu. Uluslararası ticarette kullanılan teslim şekilleri, gelişen ve değişen piyasa koşullarına uyum sağlamaları açısından, 1980 yılında başlayarak her 10 yılda bir değiştirilmeye başlandı. Aynı şekilde ödeme şekilleri de yoruma meydan bırakmayan sıkı kurallara bağlanmaya çalışılıyordu. Hele 90’lı yıllarda tanıştığımız, elektronik ortamda yapılan haberleşme ve internet fenomeni, artık uluslararası iş ortamının eski düzeninden neredeyse tamamen ayrılmaya başladığının bir işareti olmuştu. Deyimi yerindeyse karakucak güreş bitti ve artık herkes greko romen tarza geçti.

Bugün, bilgiye erişim hızı akıl sıçratan bir seviyeye yaklaşıyor. İsteyen, bilgisayar başında saatlerini geçirme sabrı taşıyan ve aradığını bulabilmek için farklı tarzları deneyebilen birisinin, aradığı bilgiye erişmemesi neredeyse imkansız. Veri orada, internet uzayında durup bekliyor. Aramasını bilene görünmek için bekleyip duruyor. İyi de internette erişeceğimiz veri ne kadar işimize yarar, orası bir hayli şüpheli.

Zira, internet her önüne gelenin raflarına bir şeyler koyabildiği bir kütüphane gibi. Üstelik bu kütüphaneye, özellikle yanıltıcı ve yönlendirici veriler yerleştirmek de çok kolay. Ayrıca bir çok kişi internete veri yerleştirirken, başkalarının yazdıklarını kopyalayıp kendi sitelerine veya bloglarına koyuyorlar. Üstelik büyük bir çoğunluk bunu yaparken de alım yaptıkları siteye veya kaynağa atıfta bulunmuyorlar ve kendi verileri veya bilgileri imiş gibi yayınlıyorlar.

Sonuç olarak, aradığımız veriye ulaştığımızda, bunu kullanmadan önce güvenilirliğini çapraz kontrole tutmamızda fayda var. Dış ticaret sohbetine girerken neden  internetle başladık diyecek olur gibisiniz? İnternetle başladık zira artık internet kullanmadan, dış ticaret bir yana ticaretin hiç bir türü olmayacak gibi.

Nereden Başlasam, Nasıl Yapsam? 

Ülkemizde trafik kazalarına kurban verilen insanlarımızın yaktığı yüreklere her geçen gün yenileri ekleniyor. Trafik kazalarının nedenlerine göz attığımızda görülen ve en önde gelen neden ise kuralların çiğnenmesidir. Trafik kuralları için ne denilir; bu kurallar uzun tecrübeler sonunda elde edilen sonuçların değerlendirilmesi ile konulmuştur. Bunlara uyulması, kazaların oluşumunu azaltacağı gibi, can ve mal kayıplarını en aza indirgeyecektir.Bugün küresel bir köy haline gelmiş olan dünyamızın köyün bilgi oto yollarında ve uluslararası pazarlarda dolaşarak kendilerine yeni pazarlar arayan ihracatçılarımızın durumu, normal trafikte dolaşan araçlardan çok mu farklıdır? Bütçe yakan, itibar çizen ve dış pazar tedirginliği yaratan kazalar olmuyor mu? Buralarda hiç mi kural yok, her isteyen istediği gibi hareket edebilir mi?Doğal olarak buralarda da kurallar vardır ve ihracatçılarımızın da bu kurallara uymaları beklenir. Kurallara uymayanları da para, mal ve itibar kayıplarının beklediği de bir gerçektir.Kuralları öğrenmek çok zor olmasa da firmamızın yapısının ve ihraç pazarlarına süreceğimiz ürünlerimizin bu kurallara uyabileceklerinden emin miyiz acaba?İhracata başlamayı düşündüğümüzde, önce kendimize sormamız gereken bazı sorulara cevaplar bulmalıyız.

İç piyasada yeri sağlam, tutunmuş, sorunsuz ürünümüz / ürünlerimiz var mı? 

Ürünlerimiz iç piyasada sorun yaşıyorsa, çözüm yurt dışı pazarlara açılmak değil, bu sorunu acilen içeride çözmektir. Bu durumda yurt dışına açılmaya çalışmak, işletmemizi tam anlamıyla bir felakete sürükleyebilir.İhracat, ayrıca yönetilmesi gereken bir iştir.Ucundan tutularak yapılacak bir iş olmadığı gibi, dikkatle yönetilmediği takdirde finansal ve itibar kayıplarına yol açabilir, ihracat hakkında olumsuz düşünceler geliştirmemize ve hatta uzaklaşmamıza yol açabilir. İhracattan sorumlu bir eleman atanmadığı ve tüm iletişim ve organizasyonun bu ihracat sorumlusundan geçmediği durumlarda, işin aksamaması mucize olacaktır. Öte yandan, bu sorumlunun işletmeden ayrılması olasılığına karşı her türlü iletişimin, sağlıklı bir şekilde kayıt altına alındığı, düzenli ve yedekli bir arşiv tutulmalıdır.Hedeflemeyi düşündüğümüz pazarlarla kolayca iletişim kurabilecek miyiz?Günümüzün hızlı iletişim ortamında, yurt dışında müşteri bulabilmek ve gelen taleplere anında cevap verebilmek için, hedef pazarlarla iletişim için kullanabileceğimiz kanalları belirlemeli ve bunları sürekli açık tutmalıyız. Bilgi veren bir internet sitesi, taciz boyutuna varmayan sıklıkta müşteri ziyaretleri, bütçemizin elverdiği ölçüde fuar katılımları ve sektörel basılı medyada reklam v.b. kanalları incelemeli ve hangisini ne çapta kullanmamız gerektiğine en baştan karar vermeliyiz.

Hedef pazarlarda geçerli yabancı dilleri kullanabiliyor muyuz?
İletişim kanallarını açık tutmak önemli bir davranış olsa da bir şarkı sözünde rastladığımız gibi “ Konuşuyoruz amma anlaşamıyoruz “ olmamalı. İngilizce artık iletişim jokeri olmuş durumda. Nerede iletişime ihtiyaç duyuluyorsa, İngilizce jokerini kullanıyoruz da bunun nerede ne kadar geçerli olabildiği konusunda bir fikrimiz var mı? Acaba hedef pazara erişebilmek için orada etkin olarak kullanılan dilleri kullansak nasıl olur?

Dış pazarlardan gelebilecek olası siparişleri karşılayabilecek kapasitemiz var mı?
İç pazarda hiç teslimat sorunu yaşıyor muyuz? Yaşıyorsak bunun ne kadarı kullanılabilir kapasitemiz ile ilgili? Yarın öbür gün ihraç pazarlarından gelebilecek siparişleri hızla üretip, istenilen zamanda teslim edebilecek üretim kapasitesine sahip miyiz? “ Hele bir sipariş alalım da ondan sonra kapasiteye bakarız “ hesabının, müşteri kaybına yol açacağından ve o müşteriyie bir daha erişilemeyeceğinden emin olunuz. İhracat müşterisi, iç piyasa müşterisinden çok daha nazlıdır. Zira iç piyasa müşterisinin aksine, diğer küresel tedarikçiler de sizin gibi onların peşindedirler

İhracat için gereken finansmanımız var mı?
Tohum ekmeden ürün alınamayacağı gibi, ihracata da yatırım yapmadan yurt dışı pazarlara girmek mümkün değildir. Öncelikle pazarlama ve tanıtım çalışmaları için, daha sonra da üretim için finansman gerekecektir. İyi bir finansman planı yapmadan girişilecek ihracat çabalarımız gerçekleştiği takdirde, başka işlere ait finansman kaynaklarımızı kullanmak zorunda kalacağımız kuşkusuzdur. Böyle bir durumda da diğer işlerimizde finansman sıkıntısı yaşayacağımız çok açıktır. Türk işletmelerinin % 75’inin, en fazla 3 yıl ihracat piyasasında kalabilmesi ve daha sonra ihracat yapamamalarının nedenleri arasında plansızlık en önde gelmektedir.

Hedeflediğimiz pazarlarda aranılan kaliteyi tuturabilecek miyiz?
Mevcut ürün kalitemizin, hedef pazarlarda olduğu gibi kabul edileceği gibi bir varsayımla ihracat girişmek, sıkıntılı sonuçlara yol açabilir. Kalitemizin yerel piyasamızda kabul görmüş olması, böyle bir varsayıma yol açmamalıdır. Hedef pazarımızın kalite gereksinimlerini inceleyip ürünümüzün, bu pazara olduğu gibi girip giremeyeceğinden emin olmalıyız. Mevcut kalitemiz, hedef pazarın kalite gereksinimlerine uyuyorsa sorun yok. Ancak değişiklik yapılması veya geliştirilmesi gerekiyorsa, bunun hazırlığının ihracatın çok öncesinde yapılması gerekir

Kalitemiz sürdürülebilir bir seviyede mi?
Ürünlerimizin, hep aynı kalitede üretilebiliyor ve sevk edilebiliyor olması, ihracattaki en önemli konulardan birisidir. Farklı kalitede üretilen ürünlerin geri alınması ve değiştirilmesi, dış ticarette hem kolay değildir hem de masraf ve yasal uygulamalar açısından bir hayli baş ağrısı yaratacak uygulamalardır.

Pazar araştırması yapmayı ve küresel pazarların bilgi kaynaklarını biliyor muyuz?

Uluslararası pazarlarda dolaşmaya başlamadan önce, ciddi bir masa başı araştırması yaparak hedeflerimizi pazarlarımızı belirlemeliyiz. Aksi takdirde kısıtlı mali kaynaklarımızı ve zamanımızı boşa harcayarak, değerli insan kaynağımızı, sonu gelmeyebilecek pazarlarla meşgul edebiliriz. Ekonomi Bakanlığının yanı sıra bir çok ticari STK tarafından yayınlanan küresel ticaret ve ülke koşulları bilgileri üzerinden araştırmaya başlamak başlangıçta bizleri olumlu yönlere çekecektir. Uluslararası bilgi bankaları ile veri tabanlarının bazıları ücretsiz olarak, küresel ticaret hakkında çok değerli bilgiler vermektedir.
www.ekonomi.gov.tr adresinde, ihracat sekmesini tıkladığımızda karşımıza gelen sayfada göreceğimiz “ Ülkeler ve Ülke Masaları “ başlığı altında, hedef olarak seçmeyi düşündüğümüz ülkeler hakkında detaylı bilgi buşabiliriz. Türk ihraç ürünlerinin detayı ve ihracat pazarlarımız hakkındaki bilgileri de Türkiye İstatistik Kurumunun  www.tuik.gov.tr adresli internet sitesinde bulabiliriz. Aynı şekilde Türkiye İhracatçılar Meclisinin (TİM) www.tim.org.tr adresli internet sitesinde de ihracat hakkında önemli bilgilere erişebiliriz. İngilizce yayınlanan sitelerden Amerikan Merkezi İstihbarat Ajansının https://www.cia.gov/library/publications/the-world-factbook/ adresinde de ülkeler hakkında geniş bilgilere erişilebilir.

Avrupa Birliği pazarı hakkında bilgi almak için
http://exporthelp.europa.eu adresini ziyaret edebiliriz. Küresel pazarlardaki ticaret hareketlerinin 1962’den bu yana yıllık ve 2010’dan bu yana aylık hareketlerini de Birleşmiş Milleterin http://comtrade.un.org/ sitesinden görebiliriz. Yine Birleşmiş Milleterin alt kuruluşlarından birisi olan Uluslararası Ticaret Merkezi ( International Trade Center ) tarafından yayınlanan http://www.intracen.org/ adresli internet sitesinde oldukça yoğun bilgi bulabiliriz. Yine bu sayfada, özellikle küresel pazarları analiz etmek isteyenler için hazırlanmış olan Pazar Analiz Araçları (Market Analyses Tools), Pazar Bilgi ve Araçları ( Market Info & Tools ) sekmesinin altında yer almaktadır.

Hedef pazarları ve ülkeleri incelemeden önce, hangi bilgileri arayacağımızı ve bu bilgilerin bize neler sağlamasını beklediğimizi belirlememiz gerekir. Aksi takdirde, eriştiğimiz veri tabanlarının, bilgi kaynaklarının karşısında durup “ Ben bunları ne yapayım “ diye düşünmek durumunda kalırız ki bu da bize zaman ve emek kaybından başka bir şey getirmez.

Araştıracağımız ülkelerin genel ekonomik ve döviz transfer durumları, ticaret yapma kültürleri, yerel üretimleri, nerelerden ithalat yaptıkları, fiyatlandırma ve kar marjı eğilimleri, kalite ve standart gereksinimleri, etiketleme kuralları gibi, ürünümüzü hedef ülkeye ihraç etmeye çalıştığımızda, karşımıza çıkabilecek her türlü olayı başlangıçtan araştırmalıyız. Bunların arasında uyum sağlayamadıklarımız var ise bunlara ait niteliklerimizi hedef pazarlarımıza uygun hale getirmeye çalışmalıyız. Eğer bunda başarı sağlayamıyorsak, mevcut niteliklerimiz ve yeterliliklerimizle girebileceğimiz pazarlara yönelmeliyiz.

Nasıl Teslim Edeceğim?

 Gerek ithalat ve gerekse ihracat işlemlerinde, en önemli konulardan birisi de malların nasıl teslim edileceği veya teslim alınacağıdır. Aslında bu konu, Uluslararası Ticaret Odası ( ICC http://www.iccwbo.org/ ) tarafından INCOTERMS adı altında kurallara bağlanmıştır. Türkçe “ Teslim Şekilleri “ diye andığımız bu kurallar, alıcının ve satıcının yükleneceği işlemler, bu işlemlerin masrafları, işlemler sırasında ortaya çıkabilecek risklerin kime ait olacağı gibi kritik unsurlara açıklık getirmektedir. Bu kuralların iyi bilinmemesi sonucunda, gereksiz işlem ve masraf yapmak kadar zarara uğramak da çok olasıdır.

En son 2010 yılında değişikliğe uğrayan INCOTERMS kuralları, eski metindeki 13 kuraldan DAF, DES, DEQ, DDU kurallarının çıkarılması ve bunların yerlerine DAT ve DAP kurallarının getirilmesiyle 11 adet olarak yenilenmişlerdir.

Bunlardan 7 tanesi, hangi taşıma türü veya birden fazla taşıma türü seçilirse seçilsin kullanılabilen terimlerdir “ Tüm Taşıma Türlerini Kapsayan “ kurallardır.

 

  • EXW             İşyerinde Teslim
  • FCA              Taşıyıcıya Masrafsız
  • CPT              Taşıma Ödenmiş Olarak
  • CIP               Taşıma Ve Sigorta Ödenmiş Olarak
  • DAT              Terminalde Teslim
  • DAP               Belirlenen Yerde Teslim
  • DDP               Gümrük Resmi Ödenmiş Olarak Teslim

Diğer 4 tanesi ise “ Deniz ve İçsu taşımacılığına Özgü Kurallar “ olarak adlandırılır. Bu kurallarda malların taşımacıya teslim edilmek ve alıcıya ulaştırılmak üzere götürüldükleri yer bir limandır. Bu nedenle, fabrika sahamızda veya konteyner depolarında yükleme yapılan durumlarda “ Konteyner “ taşımacılığı için, aşağıdaki bu kuralların kullanılmaması tavsiye edilmektedir.

 

  • FAS               Gemi Doğrultusunda Masrafsız
  • FOB              Gemide Masrafsız
  • CFR              Masraflar Ve Navlun
  • CIF               Masraflar, Sigorta Ve Navlun

                     

Bu arada, pek çok ortamda karşımıza çıkan yanlış bir uygulamaya dikkat çekmek isteriz.Her iki grup kuralda da yer alan “ C “ serisi teslim şekillerinde, kural olarak taşıma işlemi satıcı tarafından organize edilip taşıma bedeli ödeniyor olsa da taşıma esnasında oluşabilecek riskler, alıcıya ait olmaktadır. Bu detayı bilmeyen ihracatçılarımız, gereksiz yere oluşan riskleri karşılamak durumuna düşebilmektedirler.

 

Tüm bu kuralların detaylarını Türkçe olarak içeren bir kitap “ ICC Yayın No.715 / INCOTERMS 2010 “ adıyla, Milletlerarası Ticaret Odası (ICC) Türkiye Milli Komitesi tarafından yayınlanmış olup, isteklilere bedeli karşılığında verilmektedir.

Paramızı Nasıl Alacağız?

Hedef pazarı belirledik, müşteriyi bulduk, teklifimizi verdik, teslim şeklinde ve fiyatta anlaştık derken önümüze paramızı nasıl alabileceğiz gibi önemli bir sorun çıkıyor.Peşin paramızı almamız dışında hiç bir ödeme şeklinin yüzde yüz güvence sağlamadığını bilmemizde fayda vardır. Her ödeme şeklinde uyulması gereken kurallar ve bunların taşıdığı az veya çok, çeşitli riskler vardır. Önemli olan bunları öğrenmek ve ona göre teklif vermektir. 

Burada aklımızda tutmamız gereken en önemli konu, alıcımızın da bizim gibi kendisini güvenceye almaya çalışacağıdır. Ödemede risk unsuru, alıcı ve satıcı pencerelerinden bakıldığında tam anlamıyla ters yönde çalışmaktadır. Başka bir deyişle alıcının riski az olduğunda satıcının riski tepe noktasında olmaktadır. 

Bizler mal bedelini peşin almak istediğimizde, alıcımızın bundan kaçınarak kendisine daha rahat ödeme olanağı sağlayan satıcılara yönlenmesi çok olasıdır. Bu nedenle, hem kendi riskimizi azaltacak hem de rekabet gücümüzü zayıflatmayacak ödeme şekilleri üzerinde mutabakat sağlamaya çalışmak en uygun yoldur.

Genel olarak, bizim vesaikli ödemeler sınıflandırmasına aldığımız “ Akreditif “ karşılığı ödemelerde ihracatçıya sağlanan en büyük güvence, alıcının verdiği ve karşılığında geri dönüşsüz akreditif açtığı siparişin geri çekilemez olduğudur. Burada akılda tutulması gereken, özellikle ithalatçılar için önemli olan konu, akreditif işlemlerinde bankaların sorumluluklarının sadece bankacılık işlemleri ve akreditifle ilgi belgelerle sınırlı olduğudur. Bankalar malı değil belgeleri kontrol ederler. Bu nedenle, sipariş verilen plastik hammaddesi yerine, konteynerden taş yüklü çuvalların çıktığı haberini veren gazete kupürü bizi hiç de şaşırtmamıştır. Bu gibi durumlarla karşılaşmamak için, malların yüklenmeden önce kontrol edilmesi ve bunun belgelenmesi konusunda hizmet veren uluslararası kuruluşlardan hizmet alınabilir.

Malları yükledikten sonra, alıcının malları çekebilmesini sağlayan belgelerin banka aracılığı ile gönderilmesini içeren “ Vesaik Mukabili “ ödeme şekli, akreditife nazaran daha az işlemli ve daha az masraflıdır. Ancak, bu şekilde gönderilen malları gümrükten çekmeyerek, satıcı üzerinde baskı kurup, indirim almaya giden alıcılar da az değildir. Bu nedenle bu gibi durumlarla karşılaşmamak için“ Vesaik Mukabili “ ödeme şeklini uygulayacaksak, alıcının bir miktar avans ödemesini sağlayıp, siparişten vazgeçmemesini sağlamakta fayda vardır.

 

BPO diye adlandırılan ve uluslararası ticarette kullanılan ödeme şekillerinin en genç üyesi olan “ Banka Ödeme Yükümlülüğü / Bank Payment Obligation “  Alıcıdan hiçbir güvence almadan malların ve belgelerin gönderilmesini kapsayan “ Mal Mukabili “ kadar kolay bir işlem olmasına karşın, “ Akreditif “ gibi ödemede banka güvencesi taşımaktadır.

İhracatçı veya ithalatçı olsun, kuralları bimeyen iş insanlarının taşıyacağı risk yüksektir.

Türkiye İhracatının Yapısı

Türkiye ihracatının durumunu, Türkiye İhracatçılar Meclisi ( TİM ) tarafından her yıl yayınlanan ilk 1000 ihracatçı listesini analiz ederek görmeye çalışalım. 2014 yılına ait listeler henüz yayınlanmadığı için, aşağıdaki tablolar 2012 ve 2013 yıllarını kapsamaktadır. 2012 yılında yapılan ihracat tutarının % 26,2’sinin, ilk 100 ihracatçı tarafından gerçekleştirildiğini tablo 1.de görmekteyiz. 2012 yılı için ilk 1000 ihracatçının gerçekleştirdiği miktar ise 88,28 Milyar  ABD Doları olup toplam ihracatımıza oranı ($ 152.536.653.000) % 57,9 olmaktadır.2013 yılı değerlerine baktığımız zaman gerek ilk 100 ihracatçının, gerekse ilk 1000 ihracatçının, toplam Türkiye ihracatı içerisindeki paylarının yükseldiğini görmekteyiz. 

Tablo 2.de gördüğümüz üzere ilk 100 ihracatçının payı % 32,62’ye yükselmiştir. Aynı şekilde ilk 1000 ihracatçının yaptığı $ 90,4 Milyar  ABD Doları ihracatın, Türkiyenin 2013 yılı toplam ihracatına ($ 151.802.634.000) oranı % 59,5 olmuştur.

Bu da önümüze şu çarpıcı gerçeği koymaktadır, ihracatı büyük işletmeler yapmakta ve ihracatlarını arttırmaktadırlar. Bu kötü bir şey midir? Kuşkusuz değildir ve aksine ihracat rakamlarımızın arttırılmasına yaptıkları katkılar gurur vericidir. Ancak bu büyük işletmelerin, Türk ticaret ve sanayi işletmeleri arasında, sayısal olarak ne kadar az olduklarını düşünürsek, KOBİ olarak nitelendirilen işletmelerimizin ihracata  yönlendirilmelerinin ve ihracat için gereken yeterlilikleri kazandırılmalarının ne kadar ÖNEMLİ VE ACİL olduğunu görebiliriz.

Türk işletmelerinin % 99’dan fazlasının KOBİ ve mikro ölçekte olduğu gerçeğinden hareketle, bu işletmelerimizin ihracata yönlendirilebilmesi halinde, 2023 yılı hedefimiz olan 500 Milyar ABD Doları ihracat hedefimizi geçebileceğimizi düşünmenin hayal olmayacağı açıktır.

Devlet İhracatı Ne Kadar Destekliyor?

 Dünya Ticaret Örgütü ( World Trade Organisation / WTO ) kuralları çerçevesinde kalmak kaydıyla ihracatçılarımız, devlet tarafından çeşitli şekillerde desteklenmektedirler. Genel kural olarak “Tarımsal Ürünlerde İhracat İadesi Yardımlarına İlişkin Karar “ çerçevesinde desteklenen istisnalar dışında, ürün bazında ihracat desteği verilmemektedir.

Devlet tarafından verilen ihracat desteklerinin tümüne Ekonomi Bakanlığı internet sayfasında, ihracat sekmesini tıklayarak açacağınız sayfadaki listeden “ Destek Mevzuatı “ başlığını tıklayarak erişebilirsiniz. 

DESTEKLER ZAMANLA DEĞİŞİKLİĞE UĞRADIĞINDAN, UYGULAMA ÖNCESİ BAKANLIK SİTESİNDEN GÜNCEL BİLGİLERE BAKILMALIDIR 

Pazar Araştırması ve Pazara Giriş Desteği Hakkındaki 2011-1 sayılı Tebliğ, bize göre belki de ihracatçıya verilen desteklerin en önde geleni. Amacı, işletmelerimizin yurt dışı pazarlara giderek yerinde pazar araştırmaları yapmaları ve pazarları birinci elden keşfetmeleri. İşletmelerimiz hiç ihracat yapmamış olsalar dahi ve yapacakları pazar araştırması sonucunda ihracat yapma mecburiyeti olmaksızın yol, konaklama, araba kiralama v.b. seyahat masraflarının % 70’i hibe ile destekleniyor.Ayrıca tüketiciye yönelik olmamak kaydıyla, Ekonomi Bakanlığınca onaylanmış e-ticaret sitelerine firmalarımızın üye olma ücretleri de destekleniyor 

Pazara Giriş Belgelerinin Desteklenmesine İlişkin 2014-8 Sayılı Karar ile hedef pazarlara girebilmemiz için gereken belgeleri alırken yapacağımız masraflar destekleniyor. Bunlarçevre, kalite ve insan  sağlığına  yönelik  teknik  mevzuata  uyum sağlanabilmesi için gereken belgeler. Ayrıca insan  can,  mal  emniyeti ve  güvenliğini gösterir  işaretler  ile  tarım ürünlerine  ilişkin laboratuvar analizleri ve  belgelendirme işlemleri de destek kapsamında. 

Sektörel Nitelikli Uluslararası Yurt içi Fuarlar ile Yurt Dışında Gerçekleştirilen Fuar Katılımlarının Desteklenmesine İlişkin Kararlar, herhalde en fazla bilinen ve en fazla kullanılan destekler. Öte yandan özellikle geç yapılan destek ödemeleri nedeniyle de hakkında en fazla şikayet alınan destekler bunlar. 

2012-4 Sayılı Döviz Kazandırıcı Hizmet Ticaretinin Desteklenmesi Hakkında Tebliğ ile oldukça değişik sektörler belirli kurallar çerçevesinde devlet desteği almaya hak kazanmışlardır. Bu kapsamda Sağlık, Bilişim, Eğitim ve Film sektörleri desteklenmektedir. Yapacakları tanıtım, araştırma, rapor ve belge alma, yurt dışına heyet gönderme ve yurt dışından heyet getirme v.b. bir çok destek verilmektedir. Bu kapsamda Sağlık Kuruluşları Bakanlığın belirlediği ülkelerden getirecekleri hastaların uçuş ücretleri için bile hibe desteği alabileceklerdir. 

Yurt Dışı Birim, Marka ve Tanıtım Faaliyetlerinin Desteklenmesi Hakkında 2010-6 Sayılı Tebliğ ile bir çok firmamız, yurt dışında mağaza, depo, ofis, showroom, ürün teşhir serası/tarlası veya reyonu açma şansına kavuşmuştur. Yurt dışında gerçekleştirilen tanıtım, marka tescil giderleri ve mal ticareti yapmak amacıyla yurt dışında açılan birimlere ilişkin kira giderleri bu kapsamda desteklenmektedir. Ancak bu yurt dışı birimlerde sadece Türkiyede üretilmiş ürünlerin satışına ve teşhirine izin verilmektedir.

Tasarım Desteği Hakkındaki 2008-2 Sayılı Tebliğ ile tasarımcı şirketleri/tasarım ofisleri ve işbirliği kuruluşları, gerçekleştirecekleri tanıtım, reklam, pazarlama, istihdam, danışmanlık harcamaları, yurt dışında açacakları birimlere ilişkin giderleri ile şirketlerin yurtdışı pazarlara yönelik yüksek katma değerli ürün geliştirmek amacıyla yürütecekleri tasarım ve ürün geliştirme projelerine ilişkin giderlerine destek alabilmektedirler 

Uluslararası Rekabetçiliğin Geliştirilmesi tebliği ile şirketler, onaylanmış eğitimcilerden alacakları eğitimler için destek alabilmektedir. Yine bu tebliğ kapsamında belirlenmiş işbirliği kuruluşları, kümelenme kavramı çerçevesinde yapacakları projeler çerçevesinde destek alarak, projeye katılan firmalara eğitim verdirmekte, yurt dışına pazarlama gezileri tertiplemekte, yurt dışından alım heyeti getirebilmektedir. Projeyi bitiren firmalar, bireysel danışmanlık alma desteğine sahip olmaktadırlar.

 

Teknik Müşavirlik Hizmetleri çerçevesinde, müteahhitlik şirketleri ve teknik müşavirlik şirketleri, Ekonomi bakanlığı tarafından hedef olarak belirlenen ülkelerde müteahhitlik sektörüne yönelik mal ve hizmet ihracatının arttırılması amacıyla destekleniyor. 2012-3 Sayılı Tebliğ ile yurtdışı ülkelerde ofis açma, reklâm, tanıtım ve pazarlama faaliyetleri, pazar araştırması gezileri, uluslararası fuarlara katılım, uluslararası seminer ve konferanslara katılım, eğitime gitme v.b. destekleri veriliyor. 

Özel Statülü Şirketler başlığı altında (KOBİ) ölçeğindeki işletmelerin,  ihracat sektörü içinde bir organizasyon altında toplanarak dünya pazarlarına yönlendirilmesi amacıyla; ihracat ve ilgili konularda (finansman, tedarik, nakliye, sigorta, gümrükleme v.b.) hizmet sağlayarak, dış ticarette uzmanlaşmalarını ve bu suretle daha etkin faaliyet göstermelerini teminen şirketler kurulması ve bu şirketlere "Sektörel Dış Ticaret Şirketi (SDS) Statüsü verilmesi kararlaştırılmıştır.

Normal yörelerde, aynı üretim dalında faaliyette bulunan, asgari 10 (on) KOBİ’nin, Kalkınmada Öncelikli Yörelerde, aynı veya ayrı üretim dalında faaliyette bulunan ve bu yörelerde yerleşik asgari 5 (beş) KOBİ’nin, belirli koşullarda bir araya gelmeleri ile SDS oluşturulmaktadır. Bu SDS’ler ortakları olan şirketlere dış ticaret hizmeti vermekte ve bu şirketler de neredeyse tüm ihracata yönelik devlet desteklerinde artı puan verilerek desteklenmektedir. Ayrıca bu şirketlerin Bu Tebliğ kapsamında, istihdam edeceği en fazla bir yönetici ile iki elemanın ücretleri için ve bir defa % 75 oranında destek sağlanır. 

Turqualty Türk Ürünlerinin Yurtdışında Markalaşması ve Türk Malı İmajının Yerleştirilmesi amacıyla, şirketlerin gerçekleştirecekleri faaliyetler, Türk markalarının pazara giriş ve tutunmalarına yönelik her türlü faaliyet ve organizasyonlara ilişkin giderler, olumlu Türk malı imajının oluşturulması ve yerleştirilmesi için yurt içinde ve yurt dışında gerçekleştireceği her türlü harcamaları uluslararası kurallara göre 2006-4 Sayılı Tebliğ ile desteklenmektedir. 

Sonuç olarak söylenmesi gereken, uluslararası ticaret işlerinin çok farklı aşamalarının olduğu ve bu işlerle uğraşan kişilerin değişen koşullara göre kendilerini sürekli güncellemeleri gerektiğidir. Gelişmeleri izleyemeyenlerin sürprizlerle karşılaşması kaçınılmazdır.


Yazı
Şefik ERGÖNÜL
İhracat Uzmanı